En zor geçirdiğim günlerden biriydi sanırım bu gün.Hem
pazartesi sendromunun hemde hastane serüveninin kesişimi, benim için tam bir
işkenceye döndü.Gittiğim hastanenin başka yere sevk etmesi yolun iki saat
mesafede olması dönüşte okula gidecek olmam ruhumu saran kasveti iki katına
çıkarıyordu.Uzun bir yolculuk ardından hastaneye gelebildim nihayetinde,
doktorumu bulduğum için ne kadar şükretsem azdır.Yarım saat boyunca doktorla
yapmış olduğumuz konuşmada onun dediği gibi oluyor.Ve benim için bir tedavi süreci
başlatıyor.Aslında tedirginim, hiç başlamasam kendi haline bıraksam olmaz mıydı
gittiği yere kadar gitse sonra beni de götürse...Tabi bunlar benim içimden
geçenler doktorum duysa çok kızar :)
İlaç içmekten hep nefret ederdim hala
da öyle, küçükken annem komşu teyzelerle birlikte ilaç içirirdi.Hiç unutmam bir
keresinde elimi kolumu tutup, zavallı burnumu sıkan acımasız komşuların ve
annemin bana şurup içirme operasyonunun fiyasko ile sonuçlandığını.He he he o
zamanlar direnirdim güçlüklere karşı, hiç bir kuvvet yıldıramazdı, beni
alıkoyamazdı yolumdan.Şimdilerde kendime yorgun savaşçı sıfatını bir hayli
yakıştırır oldum cuk diye oturdu üstüme.Direnişlerim yerini kabullenişlere
bıraktı.Ama fark ettim ki kabullenmek direnmekten daha çok efor sarf etmeme
neden oluyor...Ne yaparsam yapayım yorgunluk hissim geçmiyor.
Bu arada sanırım işi bırakmak zorunda
kalacağım tedavinin daha hızlı ve sağlıklı sonuç vermesi için bu şart.Kendimi
daha iyi hissetmem içinde.Allah' ım duygusala bağlamak istemiyorum olayı ne
olur yardım et.Çocukları düşünmekten kaçınıyorum çünkü gözümün önüne
geldiklerinde bile bir yanım sızlıyor.
Uyku uyku uyku...
''Gözlerimin üzerine çöken bir yağmur
bulutu gri ve ağır.
Düşüncelerimin üzerine çöreklenen bir
toprak öylece setreyleyen her yanımı.
Derin bir su, boğacakken ayıklığın
elimden tuttuğu.
Bataklık uyku, her şeyi içine çeken...
Ne zaman kendimi kötü hissetsem
saatlerce kaldırmam başımı yastığımdan, gömerim deve kuşu misali sanki herşey
geçecek gibi gelir.Bu bir aldatmaca kendimi kandırdığımı sandığım.
...
Unutmak büyük bir mucize hiç şüphesiz,
bir lütuf, bir ihsan.Ama unutkanlığı düşünüyorum.Hatırlamak istedikçe
silinenleri ne garip bir oyun değil mi? Beyninin kıvrımlarından an/ı ların bir
kuş gibi uçup gitmesi.
Gevezeliğin bu kadarı dimi kahvemmm
uyusam iyi gelir mi acaba?
Necip FAZIL mekanın cennet olsun ne
güzel anlatmışsın beni...
İki yıldız arası göğe asılı hamak...
Uyku, uyku... Zamansız ve mekansız, uyumak.
Uyumak istiyorum; başım bir cenk meydanı;
Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı.
İlgisizlik, herşeyden kesilmiş ilgisizlik;
Bilmeyiş ki, en büyük ilme denk bilgisizlik.
Usandım boş yere hep gitmeler, gelmelerden;
Bırakın uyuyayım, yandım kelimelerden!
Göz kapaklarımda gün, kapkara bir kızıllık;
Kulağımda tarihin çıkrık sesi, bin yıllık.
Bir yurt ki bu, diriler ölü, ölüler diri;
Raflarda toza batmış Peygamberlerden bildiri.
Her gün yalnız namazdan namaza uyanayım;
Bir dilim kuru ekmek; acı suya banayım!
Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla!
Yaşaya dursun insan, hayat dediği zanla...
Necip Fazıl Kısakürek
Necip Fazıl Kısakürek







